Haber Uzay | Uzay Haberleri | U.F.O
1 Eylül 2014 Pazartesi

Opportunity Mars'tan Yeni Fotoğraf Gönderdi!

10 Ağustos 2014'te Mars'taki 3749 Mars gününü tamamlayan Opportunity Mars keşif aracı, Mars'tan güzel bir fotoğraf gönderdi. NASA'nın internet sitesinde paylaşılan fotoğraf binler tarafından beğenildi.

Oppurtunity Mars'taki araştırma görevine 2004 yılında başlamıştı. Önemli görevlerde bulunan araç günümüze kadar yüzlerce fotoğrafı Dünya'ya gönderdi. Güncel olarak Mars fotoğraflarını takip etmek için NASA'nın Mars Rover Facebook sayfasını takip edebilirsiniz.

Mars Rover (Facebook Sayfası)

Devamı ...

Uzay Turizmi İçin Önemli Adım!




Önümüzdeki dönemde başlaması beklenen uzay turizmi için en önemli adımlardan biri atıldı. ABD ve İngiltere'nin ortak çalışması sonucu atılan adımlar kapsamında, uzay turizmi ilk kez yasal bir zemine oturtuldu.

ABD Federal Havacılık Dairesi, İngiliz Sivil Havacılık Dairesi, İngiltere Uzay Ajansı ve İngiltere Ulaştırma Bakanlığı'nın ortak çalışması olarak hazırlanan yasal düzenlemeye göre, ABD ve İngiltere arasında uzay turizmi konusunda tam bir iş birliğine gidildi. Bu bağlamda, ABD'den kalkan bir araç uzaya çıkıp tekrar geri dönüşte İngiltere'ye iniş yapabilecek. Bu anlaşma kapsamında güvenlik konuları ve ticari dolaşım aktiviteleri de bir hukuka bağlanmış oldu. Bu ülkelerin yapacağı uzay turizm faliyetleri ise ortak bir komisyon tarafından denetlenecek.

Bu anlaşma uzay turizminin dünyanın çıkarından çok belli başlı güçlerin tekelinde ve çıkarına olacağını şimdiden gözler önüne sermiş oldu. Kısa süre içerisinde Çin, Rusya ve Fransa gibi ülkelerden de karşı adımların geleceğini kestirmek zor değil.

Devamı ...

Dondurulan ve Canlandırılmayı Bekleyen İnsanlar!



Dünyada yaklaşık olarak 230 cansız beden tekrar canlandırılmayı bekliyor. İnsanın algılarını zorlayan bu olay birçok bilim insanı tarafından kabul görmese de bir grup insan kriyojenik yöntemle vücutların dondurulup ilerleyen yıllarda tekrar diriltebileceğini düşünüyor. Tüm dinlerin ve bilim insanlarının genel olarak reddettiği bu yöntem ölümden kaçış olarak da adlandırılıyor.

Dondurma işlemi, insanları içi sıvı nitrojen dolu metak silindirik içersine yerleştirilip, -196 derecede bekletilmesiyle gerçekleştiriliyor. Böylece insanlar ilerleyen yıllarda hastalıklarına çare bulunmaları durumunda tekrar uyandırılacaklarına ve hastalıklarından kurtulacaklarına inanıyorlar. Bu işlem ayrıca oldukça pahalı. Dondurma işleminin 150 bin dolar olduğu, daha sonraki dönemdeki masrafların ise toplu birikmiş paralardan bu işlemi yapan kurumlara aktarıldığı söyleniyor.

İlk dondurma işlemi 1960'lı yıllarda yapıldı ve günümüzde yüzlerce hayvan ve insan tekrar canlandırılmayı bekliyor. Bu görüşü destekleyenlerin en büyük kanıtı ise, Dr. Paul Segal'in beagle cinsi köpeği Miles'i dondurması olarak gösteriliyor. Öldükten sonra kanı çekilerek dondurulan Miles, 70 dakika sonra kanı vücuda geri verilerek tekrar diriltiliyor. Daha sonraki dönemde köpek yaşamına kaldığı yerden devam ediyor. Tabi bu durumda köpeğin gerçekten ölüp ölmediği konusunda soru işaretleri halen mevcut. Ayrıca kendini dondurtanlar arasında bir de Türk olduğu söyleniyor. Ancak detaylı bilgiye ulaşamadım. 

Eğer bu konu hakkında fikriniz, bilginiz ve kaynaklarınız varsa bizlerle paylaşın yayınlayalım. Çünkü birçok bilgi iddiadan öteye gitmiyor. Kişisel fikrim, Antik Mısır'da firavunların tekrar dünyaya geleceklerine inanarak kendilerini mumyalatmalarına benzeyen bir durum söz konusu. 



Devamı ...
31 Ağustos 2014 Pazar

Dünyanın En Yüksek Noktası - Everest Dağı



Dünyanın en yüksek noktası Himayalarda bulunan Everest Dağı'dır. Bu dağın en yüksek noktası 8.848 metre olarak ölçülmüştür. Çin ile Nepal sınırında bulunan dağın yüksekliği hakkında yıllardır tam olarak bir anlaşma sağlanamamıştır.

Everest Dağı ismini Hindistan'ın İngiltere sömürgesi olduğu dönemde George Everest isimli kadastro genel müdüründen almıştır. Dağ 1865'te İngiltere kraliyeti tarafından Everest olarak resmiyet kazanmıştır. Everest Dağı Tibetçe, Çomolungma ve Nepali olarak da Çonnolugma Sagramata olarak bilinmektedir.

Devamı ...

Uzayda Ses Var Mıdır?


Yıllardır bilim kurgu filmi izleriz. Bu filmlerde sayısız patlama ve hız efekti, bağırma sesleri ve gökcisimlerine ait sesler duyarız. Peki bu sesler gerçekte ne kadar mümkün?

Uzay aslında sanıldığının aksine oldukça sessiz bir yerdir. Tam anlamıyla mutlak sessizlik vardır. Bu bilgiden yola çıkarak filmlerde duyduğumuz uzay sesleri aslında birer kandırmacadır. Peki bu sessizliğin nedeni nedir?

Sesin yayılması için maddesel bir ortama ihtiyaç duyulur. Fakat uzay sonsuz boşluk olduğu için uzayda ses titreyemez ve yayılamaz. Ancak gök cisimleri bu açıklamaya girmez. Maddesel yapıya sahip gök cisimlerinde ses iletilebilir ve yayılabilir. Bu bakımdan geçtiğimiz yıl sinemalarda olan Gravity filmi bu hassasiyeti taşıyan filmlerin başında gelir (Tam anlamıyla değil)
Devamı ...

Hortum Nasıl Oluşur?



Hortumların oluşmasında kümülüs adı verilen Latinçe'de yığın anlamına gelen bulutların etkisi vardır. Bu bulutlar oldukça kabarıktır ve gökyüzünün üst sıkımlarında yer alır. Hortum üst kısımlarda bulunan kümülüs bulutlarıyla alt taraftaki bulutların etkilemişe geçmesiyle oluşur. Hortumlar kara ile temas ettiklerinde etkileri arttırırlar. Yıkıcı etkisi bulunan hortumlar yer yer 100 km hızı geçebilir ve önüne kattığı her şeyi fırlatır atar.

Hortumlar şiddetlerine göre derecelendirilir. Bu dereceler F1 ile F5 arasındadır. F5 şiddetindeki bir hortum 1.5 km'lik bir çapa ulaşmayı başarmış demektir.

Kümülüs Bulutları:  Yeryüzü şekilleri birbirinden farklı şekilde ısınır. Bu farklı ısınma sonucu ısınan havanın yükselme hareketi başlar. Isınan hava belli bir yüksekliğe kadar yükselir ve ısı farkı eşitleninceye kadar yükseliş devam eder. Yükselmenin bittiği bölgede ise kümülüs bulutları meydana gelir. Bu bulutlarda hortumu oluşturur.

Devamı ...

Deprem (Nedir) Nasıl Meydana Gelir?



Anadolu'da zelzele olarak da isimlendirilen Deprem, yer kabuğunda biriken enerjinin kırılan fay hatlarıyla yeryüzünde sarsıntılara ve sismik dalgalanmalara sebep olması olarak tanımlanabilir. Depremler şiddetine ve türüne göre farkılılık gösterebilir.

Depremler sismograflarla ölçülür. Depremi inceleyen bilim dalına ise sismoloji denir. Depremin şiddeti Moment magnitüs ölçeği ile ölçülmektedir.

Depremler genellikle hafif, orta ve yıkıcı şiddette olarak 3'e ayrılır. Hafif şiddetli depremler genel olarak 3 şiddeti ve altındadır. İnsanlar genel olarak bu tür depremleri hissetmezler. Orta şiddetli depremler ise 4 ile 6 şiddeti arasında meydana gelen depremlerdir. Bu tür depremler büyük paniğe yol açabilir ancak yerine ve derinliğine göre yıkıcı etkisi çok azdır. Büyük depremler ise genel olarak 7 ve üstü olarak nitelendirilir ve yıkıcı özelliği oldukça yüksektir. Depremin derinliği, türü, konumu ve etki alanı depremin yıkıcılığının artmasına ve azalmasına neden olabilir. Büyük ölçekli depremler ayrıca tsunamiye de sebep olabilir.

Depremlerin oluşmasında ayrıca, volkanik patlamalar, nükleer testler ve mayın patlamaları da etkilidir.

Devamı ...

Tsunami (Nedir) Nasıl Oluşur?



Japonca bir sözcük olan Tsunami liman dalgası anlamına gelmektedir. Tsunamiler deniz ve okyanus tabanında oluşan deprem ve volkanik aktivitelere bağlı olarak su altında yaşanan zemin kayması ve çökmesi gibi olayların akabinde gerçekleşen deniz dalgalarıdır.

Bu dalgalar oldukça yüksek ve güçlü şekilde deprem ve volkanın gerçekleştiği en yakın kıyı bölgelerde ölümcül yıkıma sebep olabilir. Ancak doğal afet sonrası yaşanan çökmenin büyüklüğü ve zemin kaymasının şiddeti tsunaminin etkisini belirler.

Tsunamilerin denizaltından kaynaklandığını ilk söyleyen kişinin Yunan tarihçi Tukididis olduğu tahmin edilmektedir.

Günümüze kadar özellikle Asya'da denize kıyısı olan Japonya ve Endonezya gibi ülkelerde binlerce kişi tsunamilerden dolayı yaşamını yitirmiştir.

Japonya'da 2011 yılında meydana gelen Tsunami (Örnek)

Devamı ...
30 Ağustos 2014 Cumartesi

Uzay Nasıl Kokuyor?



Tarih boyunca uzaya giden ve belli görevlerde yer alan astronotların uzay kostümlerine sinen kokudan yola çıkan bilim insanları uzayın nasıl koktuğunu araştırıyor.

Zaman zaman uzay yürüyüşüne çıkan astronotlar geri döndüklerinde kostümlerinin üzerine ilginç kokular sindiğini belirtiyorlar. Bu kokular genel olarak yanmış et, kaynak sırasında çıkan duman, ısınmış metal, sülfür ve ozon olarak tanımlanıyor. Ancak tüm astronotların tanımladığı ortak koku "metalik" olarak belirtiliyor. Günümüzden yaklaşık 3-4 yıl önce NASA bu kokunun ne olduğunu anlamak için koku uzmanı ve kimyacı Steve Pearce ile anlaşma yapmış ve elde edilen kokunun parfümünü üretmek üzere bir fikir birliğine varmıştı.

Eğer parfümcülerde yakında uzay kokusu ismiyle bir koku piyasaya sürülürse hiç şaşırmamak gerekir. Çünkü birileri her şeyin olduğu gibi uzayın da ticaretini yapmak için kafa yoruyor.

Devamı ...

Uzaydan Görülebilen Tek Türk Portresi

Günümüzden yaklaşık 32 yıl önce Erzincan'da askerlik yapan Mustafa Aydemir'ın ressamlık tecrübeleriyle yapılan 176 metrelik Atatürk portresi, bugün halen uzaydan görülebilen tek Türk portresi özelliğini koruyor. Erzincan'daki Keşiş Dağı eteğine yapılan portre için 3 bin gönüllü asker çalışarak, 210 ton beton harcı ve 200 ton siyah beyaz boya kullanıldı.

Atatürk portresi toplamda 7 bin 565 metrekare büyüklüğündedir ve günümüzde halen ziyaretçilerin ve bölgeden geçenlerin ilgisini çekmektedir.


Devamı ...
29 Ağustos 2014 Cuma

İlk 6 Ayın Kaydedilen UFO Videoları (2014)


Yayınladığı UFO görüntüleriyle binler tarafından takip edilen Youtube UFOvni2012 hesabı bu yılın ilk 6 ayına ait UFO görüntülerini takipçileriyle paylaştı. Paylaşılan videoların bir kısmı geçtiğimiz dönemde büyük ses getirmiştir.

İşte yılın ilk 6 ayına ait en dikkat çeken UFO videoları!!

Devamı ...

Mars'a Yerleşmek İçin Önemli Adım



Uzun yıllardır dile getirilen Mars'a yerleşme fikri nihayet gerçeğe dönüşüyor. Nitekim 2030 olarak öngörülen Mars'a yerleşme tarihi için hazırlanan roketlerin test süreci 2018'de başlayacak.  Uzun süre test edilmesi planlanan roketlerden nasıl bir sonuç alınacağı merak ediliyor.

Geçtiğimiz yıllarda Mars'a gönderilen birçok araç hali hazırda Mars'ta yaşam kaynağı ve su örnekleri ararken, Mars'ta koloni projesine bu kadar hevesli olan şirketlerin bu arzusu bir kesim tarafından büyük eleştiri alıyor. Mars'ta koloni fikri bir grup insana göre hayal olarak değerlendiriliyor. Daha önceki dönemde yapılan değerlendirme ve analizlerde Mars'a giden bir insanın Dünya'ya tekrar adapte olamayacağı ifade edilmişti. Ancak projeye inanan bilim insanları ve özel şirketler yaklaşık 12 milyar dolara mal olacak proje için ilk adımları çoktan attı bile. Bakalım ilerleyen yıllarda ne gibi gelişmelere tanıklık edeceğiz.

Devamı ...
28 Ağustos 2014 Perşembe

NASA'nın Bütçesi



Tarihsel olarak baktığımızda NASA Amerikan Hükümeti tarafından en büyük desteği 1960 ile 1970'li yıllar arasında gördü. Bunun en büyük nedenlerinden biri Rusya ile girilen soğuk savaş ve teknoloji olarak üstünlük kurma çabalarıdır. Bu yıllarda iki ülke çeşitli uzay araçlarını ve astronotlarını uzaya göndermiş ve adeta bir yarışın içine girmiştir. Bu dönemden sonra ABD'nin NASA ile yavaş yavaş öne geçmesi NASA'ya verilen destek payının da düşmesine neden olmuştur.

NASA'nın bugün yaklaşık olarak 20 milyar dolarlık bir bütçesi vardır. Bu bütçe birçok ülkenin hayal bile edemeyeceği bir rakamdır. Ancak 20 milyar dolarlık bütçe Amerikan ekonomisinin yaklaşık olarak %0,5'lik küçücük bir dilimine denk gelir.

Günümüzde Avrupa Uzay Ajansı ve Rusya Federal Uzay Ajansı dahil hiçbir ülke bu bütçenin yakınına bile yaklaşamamaktadır. Türkiye'de ise yaklaşık olarak yıllık 500 milyon dolar gibi komik bir bütçe uzay çalışmalarına ayrılmaktadır. Türkiye'nin diğer sektörlere ayırdığı pay düşünüldüğünde rakam oldukça komik ve anlamsız. Hali hazırda ülkemizde halen bir uzay ajansı bulunmamaktadır. Ancak hükümet yetkilileri sık sık uzay çalışmaları konusunda adımların atılacağını belirtmektedir. Umarız ilerleyen yıllarda istediğimiz destek gelir.

Devamı ...

Gezegenler Dünya'ya Ay Kadar Yakın Olsaydı (Gece-Video)


Yeti Dynamics Youtube hesabında ilginç bir çalışmayı uzay meraklıları ile 4K olarak paylaştı. Bu çalışmayla birlikte Ay'ın konumuna Güneş Sistemi'ndeki diğer gezegenlerin yerleşmesi durumunda gece gökyüzüne baktığımızda nasıl görebileceğimiz hesaplanmış ve animasyon olarak gösterilmiş.

Özellikle bazı gezegenleri devasa olarak görmek oldukça ilginç.

Devamı ...

Miyumi Hatoyama: "Beni Uzaylılar Kaçırdı"


2009 ile 2010 yılları arasında eski Japonya başbakanı Yukio Hatomaya'nın eşi olarak tanınan yazar ve emekli oyuncu Miyumi Hatoyama 2009 yılında uzaylılarla ilgili ilginç açıklamalarda bulundu. İnanması zor deneyimler anlatan Miyumi Hatoyama, 20 yıl önce bir gece uyuduğu sırada bedeninin ruhundan çıktığını ve uzaylılara ait bir araçla Venüs'e götürüldüğünü ifade etti. Venüs'ün oldukça yeşil bir yer olduğunu da anlatan ünlü "first lady" bütün yaşadıklarının gerçek olduğunu iddia ediyor.

Ancak eski başbakan Yukio Hatomaya aynı görüşte değil. Eşinin açıklamalarına inanmayan Hatoyama, eşinin büyük ihtimalle rüya gördüğünü dile getirdi.

Miyumi Hatoyama daha önceki dönemde de yaptığı açıklamalarla dikkat çekmişti. Nitekim ünlü "first lady" eski hayatında Brad Pitt'le arkadaş olduğunu ve Brad Pitt'in ilk hayatında Japon olduğunu açıkladı. Ayrıca Miyumi Hatoyama yaşadıkları hakkında "Very Strange Things I've Encountered" isimi bir kitap da yayınladı. 

Devamı ...

Metafizik Nedir?


Metafizik kelime olarak Yunanca meta ve fizika kelimelerin birleşmesinden oluşur. Meta Yunanca'da kelime olarak ötesi, ötesinde veya üzerinde anlamına gelir. Bu bilgilerden yola çıkarak Metafiziği Türkçe fizik ötesi olarak isimlendirebiliriz.

Anlam olarak metafizik, fiziğin anlamlandıramadığı, duyularımızla farkına varamadığımız olaylar olarak tanımlanabilir. Metafizik bu tanımdan da anlaşılacağı gibi felsefenin bir dalıdır.

Metafiziğin Getirdiği Temel Sorular;

Hayat ne kadar anlamlıdır?
Hayatın anlamı nedir?
Gerçeklik nedir?
Gerçek olan nedir?
Zihinde olanın dışında farklı bir yer veya Dünya var mıdır?


Bunların dışında Tanrı, zaman ve varlık gibi kavramlar da metafiziğin getirdiği tartışma konularıdır. Genel anlamda metafizik varlıksal sorunların tartışılmasına neden olmuştur.

Devamı ...
27 Ağustos 2014 Çarşamba

İstanbul'u Orman Kayıpları Tehdit Ediyor!


15 milyonu geçen nüfus ve milyonlarca yeni yerleşim alanı İstanbul'u adeta Türkiye'nin yarısı konumuna getirdi. Doğal olarak iki denize, iki kıtayı birbirine bağlayan bir boğaza ve geniş ormanlara sahip İstanbul bu güzelliğini yavaş yavaş yitiriyor. Nitekim uzaydan elde edilen fotoğraflar da bu çıkarımı doğruluyor. 1977 ile 2009 yılları arasında İstanbul'un yaşadığı orman kaybı uzaydan da çok net olarak göze çarpıyor.

Bilim insanları son günlerde İstanbul'da yaşanan sel, fırtına ve hortumların orman kayıplarının bir yansıması olarak görüyor. Peki İstanbul'u kurtarmak mümkün mü? Bu konuda kimse pozitif bir değerlendirme de bulunamıyor. Hali hazır gerçekleşen 3.havalimanı ve 3. köprü projelerinde yaşanan orman kayıpları İstanbul'un doğasını tehdit etmeye devam ediyor.

Devamı ...

Küresel Isınma (Nedir) Nasıl Oluşur?


Özellikle sanayi devriminden sonra şehirlerin büyümesi, fosil yakıt kullanımındaki artış ve sanayileşmenin hızlı şekilde artması sera gazlarının atmosferde birikmesine neden oldu. Bu birikme atmosferin yeryüzüne yakın bölümlerinde ısı artışını beraberinde getirdi. Bu ısı artışı küresel ısınma olarak tanımlanmaktadır. Küresel ısınma olarak isimlendirilen bu yapay artış Dünya'nın dengesini olumsuz yönde etkilemektedir.

Dünya'nın ısınmasında etkili sera gazları atmosferin alt tabakasında bulunan güneş ve yeryüzü kaynaklı radyasyonu Dünya'da tutarak bu ısınmada oldukça etkilidir. Nitekim bilim insanları sadece sera etkisinden dolayı Dünya'nın 30 derece daha sıcak olduğunu belirtmektedirler. Bu kontrolsüz ısınma sellere, yoğun yağışlara, kış soğuklarına, meyve ve sebzedeki dengesiz üretime neden olmaktadır. Ancak birçok gökbilimci küresel ısınmanın doğal ve kaçınılmaz olduğunu öne sürmektedir. Fakat insanlığın bu doğal olayını hızlandırdığı görüşünde de birleşilmektedir.

Devamı ...

Rosetta Kasım'da Bir İlki Gerçekleştirecek!


Avrupa Uzay Ajansı'nın geliştirdiği ve uzun yıllar üzerinde çalıştığı uzay aracı Rosetta, geçtiğimiz gün kuyruklu yıldız 67P/Churyumov-Gerasimenko'ya yaklaşık 100 km yaklaşmış ve yörüngesinde yerini almıştı. 10 yıllık bir yolculuğun ardından Rosetta'nın yakaladığı bu başarı Dünya genelinde büyük yankı buldu. Nitekim ilk kez bir kuyrulu yıldızın yörüngesine girildi ve bu gökcisminden fotoğraflar gönderilmiş oldu. Sırada ise başka ve daha çok ses getirecek bir görev var.

Rosetta, kuyruklu yıldıza iniş için tasarlanan Philae Lander için uygun bölge aramaya başladı. Çalışmalarına devam eden uzay aracı ilk etapta iniş için muhtemel alanları daraltarak 5 bölge belirledi. İlk kez gerçekleşecek iniş işlemi için kısa süre sonra bir bölge belirlenecek ve Philae Kasım ayından bir ilke imza atarak kuyruklu yıldızın yüzeyine inişini gerçekleştirecek.

Devamı ...

Mars'ın İnanılmaz Değişimi


Mars üzerine uzun yıllardır araştırmalar yapan NASA bu gezegende bir zamanlar okyanuslar olduğunu düşünüyor. Tam olarak kanıtlanamayan teori birçok bilim insanına göre kesinlikle doğru. Bu teoriden yola çıkan NASA, elde ettiği verileri de kullanarak Mars'ın 4 milyar yılda nasıl değiştiğinin animasyonunu hazırladı.

Mars bugün kızıl topraktan oluşuyor ve gezegen tamamen kurumuş durumda bulunuyor. Ancak zaman zaman Mars'ta çekilen kemik ve iskelet fotoğrafları bir zamanlar gelişmiş canlıların bu gezegende yaşadığı teorisinin ortaya atılmasına neden oluyor. Görüntüleri izleyenler acaba bir gün Dünya da mı bu hale gelecek sorusunu sormakta oldukça haklı.


Devamı ...

İletişim

Ad

E-posta *

Mesaj *

Tüm Yazılar

Alexa

Destekçiler

Bumerang - Yazarkafe
2012-2014 Tüm Hakları Saklıdır.
DMCA.com